Krediyle Ev Almak İsteyenlere Kritik Uyarı: Finans Uzmanı Tarih Verdi!

Konut kredisi faiz oranlarındaki düşüş emlak piyasasını hareketlendirse de, uzmanlar aceleci davranmamak gerektiğini belirtiyor. Ekonomist Muhammet Bayram, mevcut faiz oranlarıyla kredi çekmenin uzun vadede borç yükü oluşturabileceği uyarısında bulunarak, bir yıl daha beklemenin daha avantajlı olabileceğini ifade etti. Faizsiz sistemdeki peşinat ve organizasyon bedeli düzenlemeleri de masaya yatırıldı.

Yayınlanma: Şubat 16, 2026 Güncelleme: Şubat 16, 2026

Son 2,5 yılın en düşük seviyesine inen konut kredisi faiz oranları, gayrimenkul sektöründe yeni bir hareketlilik dalgası başlatırken, uzun süredir ev sahibi olmayı erteleyen vatandaşlar için de umut ışığı oldu. Ancak finans uzmanları, mevcut faiz oranlarının henüz ideal seviyede olmadığını ve bu dönemde atılacak aceleci adımların, uzun yıllar sürecek ciddi bir borç yüküyle sonuçlanabileceği konusunda uyarıyor. CNN TÜRK ekranlarında konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Ekonomist Muhammet Bayram, kredi maliyetlerini mercek altına alırken, faizsiz sistemdeki son gelişmeleri de değerlendirdi.

KREDİ ÇEKMEK İÇİN DOĞRU ZAMAN MI? UZMAN GÖRÜŞÜ BELİRLEYİCİ OLDU

Ekonomist Muhammet Bayram, yaklaşık 6-7 yıl önce konut kredilerinde görülen yüzde 0,69 gibi ‘efsanevi’ faiz oranlarını hatırlatarak, günümüzdeki durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. O dönemde alınan kredilerin taksitlerinin, bugünkü bir aylık ortalama yemek masrafına denk geldiğini belirten Bayram, güncel faiz oranlarıyla yapılan bir konut kredisi hesaplamasını paylaştı: “Şu anda geçerli olan faiz oranıyla 2 milyon TL’lik bir kredi için yüzde 2,65’lik bir faiz uygulanıyor ve 120 ay vade ile aylık ödeme miktarı 55 bin 401 TL oluyor. Bu da toplam geri ödeme tutarının 6 milyon 683 bin 914 TL’ye ulaşması anlamına geliyor.” Bayram, politika faizlerinin düşmeye devam etmesi beklentisiyle, 2026’nın sonlarına doğru faiz oranlarının yüzde 25 civarına gerileyebileceği öngörüsünde bulundu.

‘ACELE ETMEYİN, BİR YIL DAHA BEKLEMEK KAZANDIRABİLİR’

Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecine girmesiyle birlikte, kredi maliyetlerinin önümüzdeki dönemlerde daha da düşeceği yönündeki beklentiler güçleniyor. Bu beklentiyi dikkate alan Bayram, acil konut ihtiyacı bulunmayan vatandaşlara önemli bir tavsiyede bulundu: “Eğer konut sahibi olmak için acil bir zorunluluk söz konusu değilse, mevcut yüksek faiz oranlarıyla kredi kullanmak yerine, bir yıl daha bekleyerek konut sahibi olma fırsatını değerlendirmek daha akılcı bir yaklaşım olabilir.”

FAİZSİZ SİSTEMDE YENİ DÜZENLEMELER: PEŞİNAT VE ORGANİZASYON BEDELİ

Yüksek banka faiz oranlarının etkisiyle, vatandaşlar konut ve araç edinmek için faizsiz tasarruf finansman şirketlerine yöneliyor. Ancak bu sistemde de bazı önemli değişiklikler yapıldı. Özellikle ‘organizasyon ücreti’ olarak bilinen katılım bedelinin ödenmesi konusunda yeni düzenlemelere gidildi. Bayram, devlet bankalarının da bu sisteme dahil olduğunu belirterek, işlemlerin nasıl işlediğini şu sözlerle açıkladı: “Devlet bankalarının da katılımıyla tasarruf finansman sistemlerinde, hem özel sektör hem de kamu için geçerli olmak üzere, herhangi bir kefil için kredi kayıt süreci aranmıyor. Doğrudan sisteme kayıt olan vatandaşlar kredilerini alabiliyor ve ilk aşamada alacakları evin bedelini kendileri belirleyebiliyorlar.”

ORGANİZASYON BEDELİNDE PEŞİNAT MİKTARI ARTTI

Daha önce organizasyon ücretlerinin tamamının taksitlendirilebildiği sistemde, yapılan yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşların ödemesi gereken peşinat miktarında artış yaşandı. 4 milyon TL’lik bir ev üzerinden örnek veren Bayram, sürecin nasıl zorlaştığını şu şekilde anlattı: “Önceki dönemlerde, kamu bankası da dahil olmak üzere bu işlemle ilgili 6 eşit taksit ödemek mümkündü. Yani 320 bin TL’lik bir organizasyon bedeli her ay eşit olarak ödenebiliyordu. Ancak artık bu sistem değişti. Şimdi 320 bin TL’nin yarısı olan 160 bin TL’yi peşin olarak ödemeniz gerekiyor. Kalan kısım ise taksitler başladıktan sonra dört eşit taksitte ödeniyor.”

EN BÜYÜK RİSK ENFLASYON: PARANIZ DEĞER KAYBEDEBİLİR

Tasarruf finansman sistemlerinin en önemli dezavantajlarından biri, yüksek enflasyon ortamında paranın değer kaybetme riskini taşıması. Ev fiyatları hızla artarken, sıra size gelene kadar biriken paranızın alım gücü düşebiliyor. Bayram, geçmişte yaşanan sorunlara dikkat çekerek, sistemin daha sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguladı: “Pandemi sonrası dönemde tasarruf finansman sistemine yatırım yapan bazı vatandaşların, vade süresi dolduğunda hedefledikleri evi alamadıklarını gördük. Hem evlerin değeri arttı hem de yatırdıkları paranın alım gücü düştü. Bu sistemin sürdürülebilir olabilmesi için devletin veya ilgili kurumların, biriken parayı TEFE-TÜFE oranında güncellemeleri büyük önem taşıyor.”